Ellili yaslarindaki Henk Van Doorn, temmuz ayinda bir cumartesi sabahi her zamanki gibi kalkiyor, kahvalti ediyor, köpegi Haydutu yürüyüse cikariyor ve cok gecmeden üzülerek fark ediyor ki Haydut hasta, veteriner durumunun ciddi oldugunu söylüyor. Henk yogun bakim ünitesinde hastabakici olarak calisiyor, dolayisiyla ölümden cok da uzak bir yasami yok fakat cok sevdigi yoldasinin hastaligiyla birlikte zihnini arada sirada mesgul eden sorgulamalar artik ayyuka cikiyor. Fakat bugünün diger günlerden bir farki var Henk, gün boyu basina geleceklerin onu hayati iskalamadan, doyasiya yasamaya itecegini henüz bilmiyor
Köpegin Bir Günü hikaye kisvesine bürünmüs gölgelerden ibaret oldugumuz hayatlarimizda yaslanmanin yolun sonu anlamina gelmediginin altini cizen, yasama arzusuna sarilmanin, siradanin icindeki güzelligin farkina varmanin önemini ve insan yasaminin degerini incelikli ve nüktedan bir dille aktaran essiz bir roman.