Hepimizin arasinda, herkesin bildigi ama kimsenin ifsa etmedigi bir sir var. Yazma eylemi artik yalnizca insana ait bir edim degil. Makineler de yaziyor, ciziyor, besteliyor. Üstelik bunu giderek daha pürüzsüz, daha kusursuz ve cok daha akici bir bicimde yapiyorlar. Peki insan bu denklemin neresinde duruyor Bir yazar mi, yoksa bir operatör mü Yaratici mi, küratör mü Eyleminin sonucunu üstlenen bir sorumlu mu, yoksa tümüyle sorumsuz mu
Makinenin Payi, üretken yapay zeka caginda dilin, sanatin ve bizatihi yazma eyleminin icinden gectigi bu dönüsümü tartisiyor. Heideggerin Gelassenheit cagrisini hatirlatarak; teknolojiyi ne seytanlastiran ne de onu kutsayan zor ama bulunmasi sart olan zemini ariyor.
Yazarin operatöre, okurun tüketiciye, dilin sirketin diline dönüsmesinden; sorumlulugun ekrandaki bir kutucukla nasil reddedildigine ve kusurun düzeltilmesi gerekenden cok korunmasi gereken bir sey olduguna uzanan on dokuz bölümde; Ahmet Melih Karauguz, cagin aceleci tartismalarinin görmezden geldigi asil sorularin izini sürüyor.
Makinenin payini belirlemek, günün sonunda insanin payini belirlemektir. Insan kendine düsen ve hakki olan payi sermayeye, makinelere bir hic ugruna vermemelidir.