Seyyar basmacilik yapan bir ailenin oglu olarak, cocuk yasta arsinlamaya basladigi sokaklari anlatiyor Mehmet Ali Kucur. Hem sokaklari, hem kapilari o sokaklara acilan haneleri, hem de adimlarken ömürlerini, birbirlerini sokakta bulan insanlari, komsulari, dostlari, asklari. Bugünden kusbakisi, 60larin ortalarindan baslayip kat ediyor 70leri, 80leri, 90lari, kaydediyor sehrin, sehirlilerin, toplumun büyük dönüsüm yillarini. Oyunbaz ve müdanasiz üslubuyla seyyar hayatlari anlatiyor bize; seyyar, yani bir anda degisiveren, güvencesiz, arafta, günübirlik, rüzgarin önüne katip götürebildigi, hem hüzzam hem rast makaminda, cesur ve de ürkek hayatlar.
Ben tavlayi oynamam yasarim diyordu adam, Kurtulus benim yasadigim, gönlumun tek tavlasi...
Kurtulus tavlasinin kendi pullari Rumu, Ermenisi, Yahudisi, Suryanisi, Cingenesi, karsi kösenin pullariysa Sivaslisi, Elaziglisi, Erzincanlisi, Ispartalisi, Kayserilisi.
Bunlar kim mi, ekmeginin pesinde yerlestikleri bu semtte yeni hayatlarina bir sekilde tutunmaya calisan, Anadolu yaylalarindan gelen muhtesem yilki atlari ile ekurileri.
Unutulur mu hic Sondurak tavlasinin, alip soluna Mandira Meydanini, takip sagina da Ermeydanini, koyup tam ortasina Aya Dimitri Kilisesini ve altinda birakip Kanli Ayazmasini, tam arkasindaki Sefa Meydanina kurdugu o yuce gönul sofrasinda evlatlarini doyurmasi.
Macarbostaninda surusuyle tutulan, semtin cocuklarinin Taksim Meydaninda satip yolunu buldugu Azat buzat, beni cennet kapisinda gözet kuslari, sakasi, isketesi, floryasi.
Kullanimdan kaldirilsa bile hala izleri duran tramvayi, suyu Halice varan Kanli Ayazmasi, rengarenk Paskalyasi, eski Turk filmlerinin vazgecilmez gazinosu Yasemin Kulubu, cadir tiyatrosu, Cinderesi, kabadayisi, iti, kopugu, zillisi, yellozu, kitiri, citiri, argosu, aftosu, bitirimi ve bilumum hergelesi, bence bu hayatta görup görebileceginiz en renkli tiyatro sahnesi.