Belki diger düsünce alanlarina nazaran, Türkiyede siyasal
düsüncenin sinirli dogasini aciklayan en önemli etken de yine devlet
merkezli ve kati bir milliyetcilikle malul bu siyasal alanin ve onun
muktedir aktörlerinin, Türkiyeyi sürekli ve topyekn bir kriz toplumu
olarak kurmayi basarmasinda yatiyor. Topyekn kriz hali, devletin
kendisinin basitce bir kurum olmanin cok ötesine gecerek siyasetin
ta kendisi haline gelmesini sagliyor ve her siyasal faaliyetin devletle
iliskisi üzerinden anlasilmasini siyasetin tüm icracilarina dayatiyor.
Muhalif cevrelerde mevcut siyasal durumu aktarmanin ve
betimlemenin, anlamaya ve kavramaya galebe caldigi maalesef
görmezden gelinemeyecek bir gercek olarak karsimizda duruyor.
Kral ciplak demenin de bir anlami var elbette fakat felaket olarak
addedilen dipsiz kuyuya tepetaklak yuvarlanmaya mahal vermeyen,
gerceklikle iliskisini koparmamis ve yakiciyikici siyasal gelismelere
duyarsizlasmamis alternatif kavrayislara olan ihtiyac kendini dayatiyor.
Yeni Türkiyenin Ruhu, tam da bu ihtiyaci tespit eden, hinc, tahakküm,
muhtaclastirma stratejilerinin nasil isledigini titizlikle ele alan, Yeni
Türkiyede yeni olani kavramaya aday, kiymetli ve essiz bir inceleme.
Okuru, ümidi diri tutabilmenin imkanlarina dogru akliselim bir
yolculuga davet ediyor...